|
Kadıköy - Merkez
KADIKÖY’ÜN TARİHÇESİ
Kadıköy, ülkemizin Marmara Bölgesinde, İstanbul ilinin ilçelerinden biridir.
İstanbul’un Anadolu yakasında, Boğaz’ın Marmara’ya açılmaya başladığı
kıyılarda, kıyıların gerisindeki alçak tepeler ve düzlükler üzerinde yer
alır.
Kadıköy’deki yerleşmenin başlangıcını
oluşturan tarihsel çekirdek, Haydarpaşa Koyu çevresi ile Moda Burnu’nun
oluşturduğu alan içinde yer almaktadır.Günümüzde bütünüyle kentsel alan
içinde kalan ve yapılaşmış bulunan Kadıköy, Bostancı’ya kadar uzanan semt ve
mahalleleri ile 19. yüzyılda iskan sahası haline gelmiştir. Bununla birlikte
geçmişi İstanbul’dan çok daha eskilere uzanmaktadır.
İstanbul çevresinin paleolitik çağın ardından
iskan edildiği sanılmakla birlikte, bilinen en eski bulguların buzul
çağlarında ortaya çıkan paleolojik devrin çeşitli evrelerine ait olduğu
görülür. İstanbul ve çevresinin günümüzdeki doğal görünümü ve kıyı çizgisi
M.Ö. 5500 yıllarında tamamlanmıştır. Bu dönemde İstanbul çevresindeki vadi
ağızlarında koylar meydana geldiği gibi Kurbağalıdere’nin ağzından da
Kalamış Koyu oluşmuştur. M.Ö. 3000 yıllarında ise deniz yüzeyi bugünkünden 3
ila 5 m daha yükseğe ulaşır.
M.Ö. 5000- 3000 arasında İstanbul çevresinde
ilk insan yerleşmelerinin ortaya çıktığı söylenebilir. Anadolu yakasında
yontma taş devrine ait ilk el baltaları İçerenköy’de bulunmuştur. Anadolu
yakasında ve belki tüm İstanbul çevresinde tarih öncesine ait en önemli
yerleşme alanı Fikirtepe kültürüdür. Fikirtepe İstanbul’un bilinen en eski
çanak çömlekçi neolitik kültürüdür. Fikirtepe kültürü muhtemelen I. Troya
öncesine ve M.Ö. 4000’den 3000’e geçiş devresine ait olmalıdır.
M.Ö. 1000 yılları civarında Fenikeliler
tarafından Fikirtepe’de çeşitli kaynaklarda Harhadon adıyla anılan bir
ticaret kolonisi oluşturulduğu bilinmektedir. Bu dönemde Kuşdili Deresi bir
haliç şeklindedir ve kıyı çizgisi de bugüne göre çok içeride, Fikirtepe-
Hasanpaşa arasında olmalıdır. Daha sonra bu ilk yerleşmenin karşısında Moda
Burnu ile Yoğurtçu arasında Halkedon (Bakır Ülkesi) adıyla ikinci bir
yerleşme daha oluşur. Halkedon (Kalkedon) bu dönemde Apollon Tapınağı ile ün
salar. Haydarpaşa Çayırı ise Halkedonlular tarafından at yarışları için
kullanılır.
M.Ö. 658’de Sarayburnu’na yerleşerek Bizans
şehrinin nüvesini atan Bizans, yörenin güzelliğine hayran kalır ve bu güzel
yer dururken karşı tarafta (Kadıköy’de) yerleşen insanları körlükle
vasıflandırarak, Kadıköy’ü “Körler Diyarı” olarak adlandırır. Bu sebeple
çeşitli kaynaklarda bu adla da anılmıştır.
M.Ö. 133’te Bitinya ve Pontus Kralı şehri ele
geçirir. Şehir kısa bir süre sonra Bergama Devleti’nin ve M.Ö. 74’te
Roma’nın hakimiyetine girer. Bizantion’un Konstantinapolis adıyla ünü
artarken Halkedon da yavaş yavaş bir çöküş sürecine girer. İmparator Valens
şehir surlarını yıktırarak taşlarıyla Saraçhane’deki Bozdoğan Kemeri’ni
yaptırır.
Bizans yönetimindeki Halkedon,
metropolitliğin kurulması ve Eufemia Kilisesi’nde büyük evrensel (ekümenik)
konsil toplantılarının yapılmasıyla önemli konuma gelir.
Halkedon bundan sonraki yüzyıllarda çeşitli
kuşatmalar geçirir. 1352- 1353’te Halkedon çevresi büyük ölçüde Osmanlı
denetimine girer. İstanbul’un fethi sonrası Fatih Sultan Mehmet Halkedon’u,
meşhur Nasrettin Hoca’nın kızının torunu olan ilk İstanbul Kadısı Celalzade
Hızır Bey’e verir. Buna izafeten yerleşme adının da Kadıköy olarak değiştiği
söylenir.
Osmanlı Dönemi

Osmanlı
döneminde Kadıköy çevresi Roma ve Bizans döneminde olduğu gibi, üst düzey
yöneticilerin rağbet ettiği gözde bir sayfiye ve mesire yeridir. Bunun
yanında önemli bir tarımsal üretim alanı olmaya devam
eder. Haydarpaşa, Kuşdili Deresi (Kurbağalıdere), Çamlıca yamaçlarına doğru
Acıbadem ve Koşuyolu ile Fenerbahçe, önde gelen çayır ve mesire alanlarıdır
ve Bostancı’ya kadar uzanan geniş saha içinde yer yer sultan ve üst düzey
yöneticilere ait köşk, sahilsaray ve bahçeler ile daha iç kısımlarda köyler
yer almaktadır. Kanuni’nin Fenerbahçe’deki sahilsarayı ve bahçesi de yörenin
yöneticiler arasındaki cazibesini gösteren bir diğer örnektir ki, II.
Bayezid döneminde (1481-1512) yaptırılan bu saray Tezkiretü’l- Bünyan’a göre
Mimar Sinan tarafından esaslı bir onarım görür.
16. yüzyılın sonlarında III. Murat
(1574-1595) tarafından yöre nüfusunun arttırılması yönünde girişimlerde
bulunulur. 18. yüzyıla ait çeşitli kaynaklar Kadıköy’de bu yüzyılda çoğu
balıkçılıkla uğraşan Rumlardan oluşan 100-120 ailenin olduğundan söz eder.
Ancak daha içerilerde Merdivenköy, Erenköy ve İçerenköy taraflarında bağ,
bahçe tarımıyla ilgilenen ve önemli bir Türk nüfusa sahip köyler yer
almaktadır. Kızıltoprak’tan Bostancı’ya kadar olan saha İstanbul’un meyve ve
sebze ihtiyacının bir kısmını karşılarken, Merdivenköy ve Göztepe dolayları
aynı zamanda İstanbul için süt, peynir ve yağ üreten bir mandıra yeridir.
Öyle ki burada saraya ait bir mandıra bile kurulur.
18. yüzyıl, özellikle Lale Devri
boyunca Kadıköy çevresinin mesire yeri olarak öneminin attığı bir dönem
olur. Haydarpaşa, Yoğurtçu, Moda ve Kuşdili çayırları ile Uzun Çayır halkın
rağbet ettiği gezinti alanlarıdır. 1776 tarihli Kauffer Haritası’na göre
Kadıköy bugünkü iskele ve çarşı çevresinde az çok belirginleşmiş birkaç yapı
adasından ibarettir.
18. yüzyılda o zamana kadar
Türklerin ve Rumların yaşadığı Kadıköy’e Ermenilerin de yerleşmeye başladığı
görülür.
19. yüzyılın başlarında Kadıköy
İskelesi ve çarşı çevresindeki mahalle büyüklüğünü korumaktadır. Moda
Burnu’nun Kalamış Koyu’na bakan yamaçları ile Söğütlüçeşme ve Kızıltoprak
arası, 1228/1813 tarihli Konstantin Kaminar Haritası’na göre kesif
yeşillikler, sınırları belirtilmiş bağ ve bostanlarla kaplıdır.
19. yüzyılın özellikle ilk yarısı,
Kadıköy ve çevresinde temel karakteri mevsimlik kullanımlar oluşturmasına
karşın, çökmekte olan imparatorluğun durumuyla doğru orantılı olarak askeri
faaliyetlerin de etkisini hissettirdiği bir dönem olur.
Kadıköy ve çevresi 19. yüzyılın
ikinci yarısında kararlı bir gelişme göstermeye başlar. Selimiye Kışlası ve
Hardarpaşa Askeri Hastanesi gibi önemli yapıların inşasıyla asıl gelişmeler
başlar. Bu gelişmeleri takip eden diğer iki önemli olgu da şunlardır: Şehir
içi vapur işletmeciliği ve Haydarpaşa-İzmit demiryolunun açılması
Kadıköy, 1869 yılında o zamanlar
daha büyük ve önemli bir merkez olan Üsküdar Sancağı’na bağlanmıştır. Uzun
süre Üsküdar’a bağlı olan Kadıköy, 1930’da ilçe yapılmıştır.
Bazı kaynaklarda 1856, bazılarında 1860 olarak gösterilen
tarihte Kadıköy’de büyük bir yangın olur. Yeni yeni gelişmeye başlayan bir
kasabada bu yangın çok etkili olur ve merkezde 250 yapı kül olur. Yangının
ardından Kadıköy için aynı dönemde İstanbul’un başka yerlerinde de görülen
bir ızgara plan uygulaması yapılır. Yangın sonrası Kadıköy fazla bir büyüme
gösteremese de daha düzgün bir yol strüktürü içinde çabuk gelişir. O dönemde
bir Avrupalı seyyah bu duruma işaret ederek şöyle der: “Kadıköy kısa bir
süre önce tamamen yanmışken şimdi tıpkı bir Avrupa kenti gibi yeniden inşa
edilmekte ve gözle görülür bir biçimde, her ulustan insanın barındığı
İstanbul’un en gözde semti olarak gelişmektedir.”
19. yüzyılın sonlarına doğru Moda
çevresinde gayrimüslim ve Levantenlerin yerleşmeye başladıkları gözlenirken,
Göztepe, Erenköy, Bostancı çevresinde de II. Abdülhamid döneminin
(1876-1909) önde gelen devlet görevlilerinin geniş araziler içinde köşkler
yaptırdıkları görülür. Fenerbahçe’ye doğru da varlıklı Levanten ve
gayrimüslimler geniş araziler satın alarak sayfiye amaçlı köşkler inşa
ettirirler.
19. yüzyılın son yirmi yılında
önemli bir gelişme de Yeldeğirmeni’nde görülür. Kuzguncuk’taki yangından
sonra Museviler, Yeldeğirmeni’ne gelir ve 1899’da burada havralarını
kurarlar. Rumların da rağbet ettikleri bir yerleşme olarak 1898’de de bir
Rum Ortadoks kilisesi açılır. Haydarpaşa Garı ile diğer liman tesisleri ve
demiryolu inşaatı ile işletmesinde çalışan Almanlar da Yeldeğirmeni’ne
yerleşerek Osmangazi İlkokulu’nu yaparlar. Yeldeğirmeni İstanbul’da ilk
apartmanların yapıldığı yerlerdendir. Mütareke ve Cumhuriyet’in ilk
yıllarının tanınmış simalarından Doktor Celal Muhtar’ın apartmanı o yıllarda
semtin tek Türk apartmanı olur.
20. yüzyılın başına gelindiğinde
Kadıköy’ün mekansal yapısında çok büyük değişiklikler görülmemektedir.İskele
çevresi cami, Rum ve Ermeni kiliseleri ile çeşitli resmi yapıların
toplandığı ve çarşının yer aldığı bir merkezdir. Bu yıllarda Kadıköy dışında
Moda, Kalamış ve Fenerbahçe’ye de vapur çalışmaktadır. Demiryolu boyunca
istasyon çevrelerinde ortaya çıkan yerleşmeler büyümüş, II. Abdülhamid
dönemi paşalarının yaptırdığı cami ve kamu yapılarının çevresinde yer yer
mahalleler oluşmuştur. Kızıltoprak, Göztepe, Erenköy, Suadiye ve Bostancı,
20. yüzyılın başında Kadıköy’ün oldukça gelişmiş banliyöleri olarak kabul
edilmektedir. 1892’de Hasanpaşa Gazhanesi’nin yapılmasıyla havagazına,
1894’te şehir suyuna kavuşan Kadıköy’e 1928’de elektrik gelir. Kadıköy’de
kurulan Onuncu Belediye Dairesi’nin ilk başkanı Osman Hamdi Bey olur.
İstanbul’da 1860’lardaki ilk imar
operasyonlarından herhangi bir pay elde edemeyen Kadıköy, 1912-1914 arasında
Cemil Topuzlu’nun şehreminliği sırasındaki ikinci imar operasyonları
döneminde bazı önemli imar operasyonlarına sahne olur. Bazı yol yapımı ve
altyapı uygulamalarının yanı sıra Şehremini Cemil Paşa’nın şehir ve semt
parkları oluşturma projesi kapsamında Kadıköy’de Kuşdili Deresi’nin
kıyısında Yoğurtçu Parkı yapılır. Ayrıca İskele Meydanında bulunan ve halen
kullanılan belediye binası da bu dönemde inşa edilir.
Kadıköy I. Dünya Savaşı’nın
öncesinde, İstanbul’un önemli bir konut alanı haline gelir. Bu yüzyılın
başlarında Kadıköy vapur seferlerinin sayesinde önemli bir sayfiye yeri
olmasının yanı sıra İstanbul ile konut-işyeri ilişkisine de girmiş, yaz kış
oturulan önemli bir yerleşme bölgesi haline gelmiştir.
Cumhuriyet arifesinde Kadıköy’ün İstanbul’un en gelişmiş semtlerinden biri
olduğu söylenebilir. Kadıköy Cumhuriyet’e kadar az çok devam eden oldukça
renkli bir nüfus yapısına sahip olmuştur.
Cumhuriyet Dönemi:

Uzun süre Üsküdar’a bağlı olan Kadıköy, 23 Mart 1930’da ilçe olur.
Bu tarihte Kadıköy’ün Kızıltoprak ve Erenköy olmak üzere iki bucağı vardır.
Cumhuriyet’in başlarında Kadıköy’ün mekansal yapısında Osmanlı dönemine göre
büyük farklılıklar görülmez. Cumhuriyet’le birlikte Kadıköy bazı modern
kentsel hizmetlerden de yararlanma imkanına kavuşmuştur. Bunlar 1928’de
gelen elektrik ile 1927’de şirket olarak oluşturulup 1928’de Üsküdar-Kısıklı
arasında 1929’da ilk seferlerine başlayan tramvaydır. Üsküdar-Haydarpaşa ve
Bağlarbaşı-Haydarpaşa arasında 1929’da açılan ilk hattı , daha sonra da 29
Ekim 1934’te Haydarpaşa-Altıyol-Kadıköy (iskele) ve Kadıköy-Altıyol-Kızıltoprak-Ihlamur-Feneryolu-Suadiye-Bostancı
hatları izler. Bu işletmeyi, ülkemizin ilk girişimci işadamlarından olan ve
Kadıköy’de adını taşıyan bir sinema, İdealtepe’de son yıllarda doldurularak
sahil yolu yapılan bir plaj ve ayrıca bir sanatoryum yaptırmış olan Süreyya
Paşa’nın öncülüğünde Üsküdar-Kadıköy ve Havalisi Halk Tramvayları Türk
Anonim Şirketi oluşturulur.Anadolu yakasında tramvaylar İstanbul yakasından
daha geç olarak 1967’ye kadar hizmette kalır.
1930’larda İstanbul’un imarı ile ilgili
çalışmalarda Kadıköy için de bazı öneri ve projeler geliştirilir. 1936-1951
arasında İstanbul Nazım Planı’nı hazırlayıp yönlendiren Fransız H. Proust
Kadıköy’de bir stadyum, Fenerbahçe Yarımadası’nda da İçişleri Bakanlığı
isteğiyle bir yat limanı düzenler.
1938’de Belediye İmar Bürosu müşavirlerinden Sabri
Oran, Kadıköy ve yakın çevresi için bir plan teklifi hazırlar. Plan genel
olarak uygulanmamışsa bu plandaki kimi önerilerin zaman içinde gerçekleştiği
görülür. Haydarpaşa yönünde Rıhtım Caddesi’nin istimlak maliyetlerinden
kaçınmak için denizin doldurularak genişletilmesi, o zamanki Ankara Yolu
olan Bağdat Caddesi’nin genişletilmesi ve tanzimi, bu çalışmanın sonradan
gerçekleşen önerilerindendir.
Bütün Türkiye’de durağan bir kentsel yapının hüküm
sürdüğü 1940’larda, Kadıköy’de, özellikle banliyölerde ahşap köşklerin
yıkılarak yerlerine betonarme villaların yapıldığı bir süreç belirginleşmeye
başlar. 1938-1949 arasında Vali ve Belediye Başkanı Dr. Lütfi Kırdar’ın
giriştiği ve İstanbul’daki üçüncü imar operasyonlarını oluşturan dönemde,
Kadıköy’de de projeler gerçekleştirilir. Kadıköy-Üsküdar yolunun
Haydapaşa’da demiryoluna rastlayan kesiminde bir köprü yapılması, Bağdat
Caddesi’nin Kartal’a kadar asfaltlanması, Kadıköy Halkevi’nin inşası bu
dönemin Kadıköy’deki en önemli imar operasyonları olur. Bunun yanı sıra,
altyapı konusunda Lütfi Kırdar’ın imar operasyonları sırasında bazı adımlar
attığı görülür. 1887’de 99 yıllık işletme imtiyazı almış olan
Üsküdar-Kadıköy ve Havalisi Su Şirketi, 1937’de Sular İdarasi’ne
devredilerek , şebekede yenilemeler yapılır. Kozyatağı’nda bir su deposu
inşa edilir. Hasanpaşa’da yer alan Kadıköy Gazhanesi’ni de işletmekte olan
Havagazı Şirketi, 1945’te İETT bünyesine katılırken, toplu ulaşım alanında
tramvayları desteklemek amacıyla 1947’den itibaren otobüs işletmesine de
başlanır.
1950’li yıllarda Kadıköy’de iki önemli gelişme
olur. 1950-1952 arasında dar gelirlilerin konut sahibi olmaları amacıyla
Koşuyolu mevkiinde bahçeli müstakil evlerden oluşan bir mahalle kurulur.
Türkiye deneyimi içinde nitelikli ve iyi planlanmış bir konut çevresi
yaratılır. 1950’lerdeki ikinci gelişme ise Menderes’in başlattığı imar
operasyonları olur. Bu dönemde Kadıköy’de de bir dizi yeni yol çalışması ya
da yol genişletilmesi türünden imar uygulamaları yapılır. Bu dönemde,
Kadıköy ve Bostancı’ya kadar olan sahada yapılan veya yapılması düşünülen
yol çalışmaları şunlardır: Üsküdar-Karacaahmet-Kurbağalıdere yolu, Bağdat
Caddesi, Kadıköy-Altıyol, Kadıköy-Duvardibi-Üsküdar yolu, Kadıköy-Moda sahil
yolu, Moda-Kalamış-Fenerbahçe sahil yolu,
Fenerbahçe-Çiftehavuzlar-Caddebostan sahil yolu, Kızıltoprak-İçerenköy yolu,
Merdivenköy-Uzunçayır-Kısıklı-Beylerbeyi yolu, Çamlıca-Acıbadem-Kadıköy
yolu, Kadıköy-Koşuyolu yolu, Merdivenköy-Kısıklı yolu, Göztepe-Merdivenköy
yolu, Suadiye-İçerenköy yolu, Merdivenköy-Bostancı yolu, Bostancı-İçerenköy
yolu, Caddebostan-Erenköy-Merdivenköy yolu.
Yapımı 1953’te başlayan Haydarpaşa Limanı ilave
rıhtım ve depo inşaatları ile 1954’te başlayıp 1957-1958’de biten
Haydarpaşa-Pendik çift şeritli yolu (eski E-5, yeni D-100), bu dönemde
Kadıköy’de gerçekleşen iki büyük ve önemli projedir. Özellikle Bağdat
Caddesi yerine yerleşmenin kuzeyinde inşa edilen yeni Ankara Yolu ile
şehirler arası trafik yerleşme içinden çıkarken, yeni yol güzergahıyla da
bir anlamda yeni bir psikolojik sınır tanımlanmıştır. Ankara Yolu güzergahı
ile Bağdat Caddesi ve Kadıköy merkezini Merdivenköy, Göztepe, Erenköy,
İçerenköy gibi iç taraftaki yerleşmelere bağlayan yeni yollar sayesinde,
yapılaşma deseni sayesinde, yapılaşma deseni daha önceki kıyı, Bağdat
Caddesi, demiryolu çizgisinden koparak sonraki on yıllarda Ankara yolu
çevresindeki boşluk ve çayırlara doğru kaymıştır. Böylece kıyıya paralel
uzanan ve demiryolundan fazla uzaklaşmayan yapılaşma deseni, karayolu
tercihine bağlı olarak iç bölgelerde ve Ankara Yolu çevresinde de
yoğunlaşmıştır. Bununla birlikte 1950’li yıllar Kadıköy çevresinde az yoğun,
müstakil ve yer yer bahçeli yapılaşma türünün halen devam ettiği bir
dönemdir. Kadıköy’ün özgün karakterini oluşturan bu mekansal yapının
dönüşümü ağırlıklı olarak 1960’larda gerçekleşir.
1960 sonrası yeni düzenlemelere bağlı olarak
Kadıköy ve çevresinde de bazı yeni mahalleler kurulurken, 1965’te şehir
içinde kalan bucakların lağvedilmesine paralel olarak Kızıltoprak ve Erenköy
bucakları da kaldırılarak yerlerine mahalleler oluşturulur. Aynı tarihte
gecekondulaşmayla oluşmuş bulunan Fikirtepe ayrı bir mahalle olarak
Kızıltoprak’tan ayrılır.
1965 Kat Mülkiyeti Kanunu ile bütün Türkiye’de
olduğu gibi az yoğunluklu bir yerleşme yerinin yerini çok yoğun apartmanlara
bırakacağı bir sürecin önü açılmış olur. Sonraki yıllarda bölgeleme imar
planının uygulanmasıyla Kızıltoprak-Bostancı arasında nüfus 10 yılda iki
buçuk kat artmıştır. Bu süreç içinde Kızıltoprak-Bostancı arasında yer alan
eskinin Kadıköy banliyösü büyüyüp yoğunlaşarak banliyö ve sayfiye
özelliklerini yitirmişlerdir. 1960’lar sonrasında Kadıköy’de ticaret ve
hizmet sektörlerinin yoğunlaşma göstermesiyle, bu tarihlerden itibaren
Kadıköy, Sirkeci-Eminönü-Karaköy-Beyoğlu gibi birinci kademe merkezlerin
ardından ikinci kademedeki metropoliten alt merkeze dönüşmüş ve eski semt
merkezi özelliklerini yitirmiştir.
1980’li yıllarda çeşitli düzenlemeler yapılır. Bu
dönemde gerçekleştirilen çeşitli projeler arasında, Haydarpaşa Koyu’nun
doldurularak meydanın genişletilmesi, Dalyan-Bostancı arasında denizin
doldurularak kıyı düzenlemesi yapılması ve sahil yolu açılması (1984-1987),
Kalamış Koyu ve Fenerbahçe’de yat limanı inşası (1985-1988), yapımı 1993’te
tamamlanan İskele-Mühürdar arasında deniz doldurularak meydanın büyütülmesi
ve yeşil alanlar kazanılması sayılabilir. Bu dolgu çalışmalarıyla denizden
900.000 metre kareden fazla alan kazanılır ve 5 km’den uzun bir sahil yolu
elde edilir. Kadıköy Meydanı da bu dönemde bazı önemli değişiklikler
geçirir. Eski hal binası kondervatuvara tahsis edilir ve iskele ile hal
arasında kalan alan trafiğe kapatılarak yaya kullanımına açılır. Haydarpaşa
yönünde, dolgu alanda yeni durak yerleri oluşturulur. Çarşı içinde de bazı
sokaklarda yaya alanı uygulaması başlatılır. İskele yanındaki park yeniden
düzenlenir. 1985-1986 arasında Bağdat Caddesi düzenlemesi gibi
görsel-estetik düzenlemeler de bu dönemin önemli imar operasyonları arasında
sayılmalıdır.
1990’lı yıllarda II. Çevre Yolu’nun tamamlanarak
Kozyatağı bağlantılarının hizmete girmesi, Kozyatağı çevresi ve
Söğütlüçeşme’de ofis kullanımlarının oluşturduğu alt merkezlerin belirmesi,
Bostancı’dan öteye sahil yolu dolgusu ve yolunun devam ettirilmesi, Moda
Burnu’nda yeni bir dolgu alanı oluşturulması ve Bahariye yaya yolu
düzenlemesi (1993) bu dönemde Kadıköy fizyolojisini etkileyen yada
etkileyebilecek önemli kentsel projeler ve dinamikler olarak ortaya
çıkmıştır.
Kadıköy günümüzde, nüfus büyüklüğü, ekonomik faaliyet ve imar
açısından İstanbul’un en önemli ilçelerinden birisidir. 1.5 milyonluk
nüfusuyla belki de Türkiye’nin en kalabalık ilçesidir. Hafta sonları bu sayı
2 milyonu bulmaktadır. Kadıköy, % 117.8’lik nüfus artışıyla Bakırköy’den
sonra ikinci sıradadır.

KADIKÖY’ÜN TARİHİ VE TURİSTİK
YERLERİ
2700
yıllık bir geçmişi olan Kadıköy’de bulunan belli başlı tarihi ve turistik
yerler şuralardır:
Selimiye Kışlası:Yaklaşık
200 yıllık bir eserdir. III. Selim’in kurduğu “Nizam-ı Cedit” ordusunun
talim ve barınma yeri olarak inşa edilmişti. İlk yapıldığında ahşaptı. II.
Mahmut binayı yeniden taştan inşa ettirmiştir.Selimiye Kışlası’nın inşası
19. yüzyılda Kadıköy’ün gelişiminde de etkili olmuştur. Zarif ve yatay bir
kütleye sahip olan dev Kışla’nın dört köşesinde yer alan kuleler, bu anıtsal
görünümü daha da güçlendiriyor. Kışla 1850’lerdeki Kırım Savaşı yıllarında,
yaralı askerlerin bakım ve tedavi merkezi olarak kullanıldı. “Lambalı Kadın”
lakabıyla tanınan ve hemşirelik mesleğinin öncüsü Florance Nightingale’in
(1820-1910), bu yaralı askerlerin bakımlarında büyük emekleri geçmiştir.
|